
















“İYİ BİR KİTAP HER YAŞA HİTAP ETMEYİ BAŞARAN KİTAPTIR”
“Bienal işine başlarken sonucun bu kadar etkileyici olabileceğini ben de hayal edememiştim. Çocuk edebiyatı içine girdikçe derinleşen ve zenginleşen bir alan, ziyaretçiler de bienale geldiklerinde çok etkileniyorlar.”
Yazar, Çokgenç Derneği Başkanı ve Rami Çocuk ve Sanat Bienali düzenleyicilerinden Dr. Melike Günyüz’le Bienal hakkında söyleştik. Görünenin ardındaki fikir ve hazırlık süreçlerini kendisinden dinledik.
– Çocuk edebiyatı alanında derinleşen 43 yıllık bir yayıncılık deneyimine sahipsiniz. Bütün bunları düşününce bir Çocuk Bienali yapmak fikri nereden aklınıza geldi?
Çocuk ve gençlere yönelik kültür sanat çalışmaları üretenlere destek olmak amacıyla Çocuk ve Gençlik Kültürü (Çokgenç) Derneği’ni kurduktan sonra içerik üretmek noktasında birçok iş birliğine başladık. Rami Kütüphanesi müdürü sayın Ali Çelik bey de açıldığı günden bu yana Rami Kütüphanesinde çocuklara yönelik birçok farklı etkinlik yaptıklarını fakat bunları bir bienal çerçevesinde planlamak istedikleri ve iş birliği yapıp yapamayacağımızı sordu. Bu teklif aslında tam da bizim dernek olarak yapmayı hedeflediğimiz çalışmaların amacıyla örtüşüyordu. Böylelikle iki kurumun iş birliği ile yola çıktık.
– Kafanızda bu fikir şekillendiğinde hayata geçirmek için nasıl adımlar attınız? Bu fikir sizi nasıl bir yolculuğa çıkardı?
M.G.: Çocuk ve sanat bienaline karar verdiğimizde, sanat çok geniş bir kavram olduğu için sınırlandırmak gerektiğini düşündüm. En bildiğim alan olan çocuk kitapları, yani resimli çocuk kitapları üzerinden bir bienal yapma fikri oluştu. Çünkü hem işin içinde edebiyat var hem de görsel sanatlar var. Görsel sanatlarla zenginleştirilmiş bir bienalin çok daha etkili olacağını düşündük ve dolayısıyla ilk bienalimizin resimli kitaplar üzerinden olmasına karar verdik.
– Bienal programını incelediğimizde çok zengin bir temayla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Bu fikrin zenginleşerek bu noktaya gelmesinde hangi dokunuşlar yapıldı? Kimler bu bienale sizlerle birlikte katkıda bulundu?
M.G.: Fikrin olgunlaşarak bir projeye dönüşme aşamasında Çokgenç derneğimizin yönetim kurulu var; hepsi alanda farklı farklı disiplinlerden gelen, konuyla bir şekilde teması olan arkadaşlarım. Öte yandan Rami Kütüphanesi'nin açıldığı günden bu yana çocuklara yönelik atölye çalışmalarında çok ciddi bir "know-how"ı ve bilgi birikimi var. Çocuk edebiyatı ve resimli çocuk kitapları alanında bienal yapma fikri netleştiğinde oluşturduğumuz uzman bir danışma kurulumuz var. Dolayısıyla bütün bu ekiplere bir çağrıda bulunduk ve herkesin görüş ve önerilerini toparladık. Arkasından seçici kurulumuz ve icra kurulumuz tek tek bu teklifleri inceleyerek bir içerik oluşturdu. Dolayısıyla bienal fikrinin mutfağında kalabalık bir ekip var.
– Bu kapsamda bir iş için epey bir mesai harcandığı görülüyor sizin de belirttiğiniz gibi. Bize biraz hazırlık kısmından da bahsedebilir misiniz? Binlerce kitap arasından nasıl bir seçki hazırladınız, kitapları seçerken kriterleriniz neler oldu?
M.G.: Elbette. Kitapların seçim süreçleri şöyle oldu: Biz belirlediğimiz; odam, evim, şehrim temalarıyla ilgili olabilecek bütün kitapları küratörümüzün önüne serdik. Ayrıca kendisi de şu anda Türkiye'de resimli kitap yayınlayan birçok yayınevinin sitesini tek tek gezdi, inceledi ve 500'e yakın kitap topladı. Bunların içerisinden 200 civarı kitap seçtik. Sonra bunları incelemesi için bienali himayesine alan Aile Bakanlığı'na gönderdik; tema ve içerik uygunluğu açısından onlar da incelediler.
Ardından yayıncıların izin süreçleri başladı. Yayıncılardan tek tek ve esas olarak da illüstratörlerden izin aldık. Bazı Türk yayıncılara ulaşamadığımız yerde yurt dışındaki çizerlerinden ve eser sahiplerinden izin aldık. Dolayısıyla seçkiyi 91 kitaba indirdik. İçeriğimiz bu şekilde oluştu.
Bienalde çok ilginç bir şey de var; tema ve içeriğiyle bienalle çok ilişkili olan bazı kitaplar bienalde farklı bölümlerde farklı biçimlerde tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Bunlardan bir tanesi Neşe Kınalı'nın yazdığı, Shima Zarei'nin resimlediği "Büyük Babamın Kasketi" kitabı. Bir tanesi Kobi Yamada'nın "Bir Fikirle Ne Yaparsın" kitabı. Sema Yaylı’nın "Karar Dağları" var mesela, Berk Öztürk'ün resimlediği. Bir tanesi benim yazdığım, Shima Zarei'nin resimlediği "Minik Kalem"; Neslihan Yalçın’ın kaleminden Merve Ergenoğlu tarafından resimlenen “Ellerim Minik Ama” gibi bienale çok fazla malzeme veren kitaplar var, Şimal Gültekin’in kaleminden Ayşegül Babalı’nın resimlediği “Okapi" gibi. Gelen konuklarımız bu kitapları farklı farklı yerlerde görüyorlar. Hem sergide var hem enstalasyonu var hem dioraması yapılmış hem Türk çizerler sergisinde yer alıyor. Bu anlamda bienal, çok anlamlı ve çok katmanlı bazı kitapların hikayelerini izleyicilerin karşısına birkaç farklı şekillerde yeniden çıkarıyor diyebiliriz.
– Hazırlık kısmı iki yıllık oldukça uzun bir zamana yayılmış, alanında bir ilk olma özelliğine sahip “Renkliyse Gerçektir” mottolu bienalde ziyaretçileri neler bekliyor?
M.G.: Ziyaretçiler ilk başta resimli kitaplarla ilgili bir sergiye geleceklerini düşünüyorlar ama burada çok ciddi etkileşimli alanları ve deneyim odaları tasarladık. Bu gelenleri şaşırtıyor. Resimli kitapların; heykeltraşlık, diorama, kitap heykeltıraşlığı, sahne ve dekor tasarımı gibi farklı sanat alanlarıyla bir araya geldiğinde nasıl bir etki oluşturabileceği konusunda fikirleri zenginleşiyor. İşe başlarken ben de sonucun bu kadar etkileyici olabileceğini hayal edememiştim açıkçası; içine girdikçe derinleşen bir alan. Ziyaretçilerin de aslında ilk başta bir fikri olmuyor ama buraya geldiklerinde çok etkileniyorlar.
Resimli çocuk kitaplarını odağına alan Bienali belli bölümlere ayırarak yerleştirmeler yaptık. İlk bölümü oluşturan Cumhuriyetin ilk dönemine ait resimli çocuk kitaplarının yansımasından sonra, bir yazarın zihnini temsil eden beyaza boyanmış karanlık bir odamız var. Burada sadece mavi ışık tutarak ulaşabildiğimiz kitap cümleleri var. Biz bu kitap cümlelerini buraya gelen ve etkinlik yapan yazarlarımıza yazdırıyoruz. Okur, yazarın zihninde mavi ışık tutarak o cümleleri görüyor, daha sonra yandaki rengarenk odaya geçiyor. Kitaplardan yapılmış animasyonlarımız var ve renkler sürekli değişiyor. Bu da şunu gösteriyor: Yazarın zihninde oluşan o görünmez cümleler renklerle bütünleştiğinde, her bir ziyaretçinin hayalinde bambaşka kapılar aralıyor. Bunun dışında atölyelerimizde her yaş grubundan çocuklara kitapla ilgili çalışmalar yaptırıyoruz. Rami Bienali'ne gelen her bir çocuğu buradan bir resimli kitapla yolcu ediyoruz.
Bienal kapsamında binden fazla etkinliğimiz, atölyemiz ve seminerimiz gerçekleşiyor ve her biri mutlaka bir resimli kitapla ilişkili. Bienal başladıktan sonra bize çok fazla talep gelmeye başladı; "Falan kitapla şöyle P4C etkinliği yapıyorum", "Yaratıcı drama yapıyorum", "Kitabın karakterleriyle ahşap boyama yaptırıyorum" gibi. Türkiye'de bu konulara ilgi duyan çok sayıda genç ve yetenekli arkadaşımız olduğunu keşfettik; Rami Çocuk ve Sanat Bienali onların da kendilerini ifade etmesi için çok güzel bir alan oldu.
– "Odam, evim, şehrim" temasıyla neyi amaçladınız? Ziyaretçilere nasıl bir mesaj vermek istediniz?
M.G.: Çocukların bu dünyaya geldikten sonra kendilerini konumlandırmaları konusunda son zamanlarda sorun yaşadıklarını düşünüyorum. Dijital dünyanın içerisinde kendilerini ve mekânla olan ilişkilerini konumlandıramıyorlar. Birçok çocuğumuz yaşadıkları şehre, mekâna, kasabaya; neresi olursa olsun, oraya yabancılar. Bir de aile teması var; çekirdek ailenin ötesinde geniş aile, büyükanneler ve büyükbabalar çok önemli. "Odam, evim, şehrim" konsepti aile temasıyla da örtüştü. Yola çıkarken böyle bir tema belirledik. Önümüzdeki senelerde belki sadece resimli kitaplarla sınırlı kalmayıp farklı sanat dallarını da içine alacak daha farklı bir konseptle ilerleyebiliriz.
– Bienalde dikkat çeken birçok çalışma var ama özellikle deneyim alanları göze çarpıyor. Mesela "Kitabın serüveni" bölümü nasıl ortaya çıktı?
M.G.: Benim "Kitabın Öyküsü" isimli bir eserim var. Elahe Behin’in resimlediği, kendimi anlattığım bir öykü. Melike isimli bir yazarın, bir öyküyü zihninde oluşturduktan sonra o kitabın yayınlanması ve okurlarıyla paylaşmasının hikayesi. Kırk yıllık meslek hayatımda şunu gördüm ki özellikle ilkokul çağındaki çocuklar, bir kitabın nasıl yazıldığı, nasıl resimlendiği ve nasıl yayınlandığı konusunda bir fikre sahip değiller. Bu editoryal süreçleri anlattığım bir kitaptı. Bienal üzerine çalışmaya başlarken "Çocuklara bir resimli kitabın nasıl ortaya çıktığını deneyimletmemiz gerekiyor" dedim. Yazarın zihninden başlayıp okura ulaşan süreci anlatan bir program planladık. Usturlab’ın kurucusu Sümeyye Ceylan bu fikre talip oldu ve çok güzel bir deneyim alanı oluşturdu. Ortaokul ve öğrencilerinin yanı sıra yetişkinlerin de çok ilgisini çekiyor bu alan çünkü onların da çok bildikleri bir süreç değil.
– Bienale ilgi nasıl? Hem ziyaretçi hem de konuya alaka anlamında hedef kitleye ulaştı mı? Beklediğiniz sinerjiyi yakalayabildiniz mi?
M.G.: Buraya gelen herkes hayranlığını ifade ediyor. Bunu sosyal medya paylaşımlarından da takip ediyoruz. Medyanın da dikkate değer ilgisi mutluluk verici. Bu noktada sadece şöyle bir sorunumuz var; Rami çok büyük bir alan ve çok fazla sergi, etkinlik, enstalasyon var. Bir kişinin tek günde gezebileceği bir program değil; doya doya gezmek için bir iki gün ayırmak gerekiyor. Çünkü bienalde etkiyi tek bir mekâna değil, koridorlara ve hatta bahçeye de yaymaya çalıştık. Gelenler neyle karşılaşacaklarını bilmiyorlar ve çok heyecan duyuyorlar. Sosyal medya paylaşımlarında gördükleri bazı sahneleri buraya gelince bulmaya çalışıyorlar. "Falanca şey nerede?", "Falanca sahneyi hangi koridorda göreceğim?" diye soruyorlar. Kimse resimli kitap dünyasından bu kadar etkileyici bir serginin çıkacağını beklemiyordu sanırım. Bu çalışma, resimli kitaplara bakış açımızı da değiştirecek gibi görünüyor ve bu çok sevindirici. Ayrıca Rami Kütüphanesi bizzat etkileyici bir mekân, bildiğiniz gibi büyüleyici büyük bir bahçesi var. Burası sanat, tarih ve tabiatın buluştuğu harika bir alan ve gelenleri kendisine hayran bırakıyor.
– Bu röportajı okuyanlara, çocuk edebiyatıyla ve çocukla temas edenlere nasıl bir çağrıda bulunmak istersiniz?
M.G.: Yıllardır bir akademisyen olarak resimli kitapların sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de bir sanat formu olduğunu anlatıyorum. Bana göre iyi bir kitap her yaşa hitap etmeyi başaran kitaptır. Bienal de bu sözümü doğrular nitelikte, çocuklar kadar yetişkinleri de heyecanlandırdı ve onların bu dünyayı keşfetmesine zemin hazırladı. İnsanlar, bu muhteşem resimlerin ve çalışmaların bir "çocuk kitabı" için yapılmış olduğuna inanamıyorlar. Küratörümüzün çok yüksek bir sanatsal bakış açısı var; şanslıyız ki bienal için çok anlamlı, katmanlı, üzerinde düşünülmüş sahneleri ve farklı çizim teknikleriyle yapılmış eserleri seçti. Hem teknik hem biçim hem de anlatım dili olarak bu kadar zengin eserlerin bir çocuk kitabı için yapılmış olduğunu keşfetmek herkesi hayrete düşürüyor. Biz de her yaştan ziyaretçiye hem keyifli bir kütüphane ve bienal deneyimi yaşatıyor olmaktan dolayı hem de zihinlerdeki kalıp yargıları dönüştüren bir etki yarattığımız için mutlu ve gurur doluyuz. Kitaba, sanata ve çocuğa dair nitelikli, eğlendirirken geliştiren bir deneyim için herkesi bienale bekliyoruz.
– Emeklerinize sağlık hem çocuklar hem de büyükler adına bu güzel çalışmadan ve söyleşimizden ötürü teşekkür ediyoruz.
Copyright © 2025 - Çokgenç Derneği